Bölgelerimiz - Şubelerimiz
|
|
Paris Bölgesi Chateaudun Külliyesi |
|
|
|
|
IGMG Genel Baskan1 Yavuz Çelik Karahan1n Mevlid Kandili Mesaj1 |
|
|
|
|
Haberler -
Uluslararasi Haberler
|
|
Yaklaşan Mevlid Kandili münasebetiyle İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) Genel Başkanı Yavuz Çelik Karahan bir mesaj yayınladı. Karahan, mesajında şu hususlara vurgu yaptı: “Mevlid Kandili, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sas)’nın doğumunun sene-i devriyesidir. Son peygamber olan Hz. Muhammed (sas); bundan 1471 yıl önce dünyaya teşrif etmiş, onun gelişi ile peygamberler zincirinin son halkası da tamamlanmış, bundan böyle peygamber gelmeyeceği ilan edilmiş ve ona tabi olanlarının kurtuluşa ereceği bildirilmiştir. Ne mutlu bize ki, onun ümmetinden olma şerefini elde etmiş bulunmaktayız! Peygamber Efendimiz, miladi 571 yılında Mekke’de dünyaya geldiği zaman, insanlık genel olarak inanç, ibadet, ahlâk ve insan hakları bakımından zor günler yaşıyordu. Genelde güçlü olanlar haklı çıkıyor, fakir daha fakir, zengin daha zengin oluyordu. İnsanların bir kısmı köleleştirilmiş, değerleri de her hangi bir mal seviyesine indirgenmiş idi. O dönemde birçok coğrafyada kadın insan olarak dahî sayılmıyor, alınıp satılan alelade bir mal gibi kabul ediliyordu. En gelişmiş ülkelerde bile insanlık bir karanlık dehlizde yol alıyordu. Daha dünyaya geldiği gün bu haksızlıklarla dopdolu olan dünyanın tutarsızlıklarına ve karanlıklarına ışık olacak işaret ve alametler belirmeye başlamış, son peygamber olarak dünyayı aydınlatacak olan Hz. Muhammed (sas)’in doğumu farkedilmişti. Ateşe tapan İran’ın tapınaklarında bin yıldır yanan ateşleri sönmüş, Semave deresi taşmış, Bizans’ın surlarında derin kırılmalar oluşmuştu. Bütün kahinler son peygamberin dünyaya geldiğini ilan etmişlerdi. Gerçekten de son peygamber dünyaya gelmiş, içine doğduğu ev ve şehir nura gömülmüş, hayır ve bereketlerle dolmuştu. Çünkü o, ‘Rahmet Peygamberi’ olarak bütün insanlık muhatap alınarak gönderilmişti. Haksızlıklara o baş kaldıracak, ezilenlerin hakkını o savunacak, hürriyetinden mahrum olanlar hür hale gelecek, kadınlar ve bilhassa kız çocukları insan olma hüviyetine kavuşacaklardı. Ailenin sözde yüz karası sayılan kız çocukları artık diri diri toprağa gömülmeyecekti. Öyle de oldu. Hz. Peygameber (as)’ın önderliğinde kurulan İslam iktidarı müslim gayri-müslim demeden herkesi adaletin zirvesine taşıdı, her türlü zulüm ve haksızlık ortadan kaldırıldı. ‘Analarının hür olarak dünyaya getirdiği çocuklarını, siz köle yapamazsınız’; ‘Diri diri toprağa gömülen kız çocukları hangi suç nedeniye bu cezaya çarptırıldılar?’; ‘Her insanın malı, canı, ırzı, namusu, nesli, dini inançları emniyet altına alınmıştır’ düsturları dünya semasını çınlatmaya başlayınca, en yakınları bile menfaatları zedeleneceği için ona karşı çıktılar. Önce rüşvetler teklif ettiler. Sonra tehdit ettiler. En sonunda hayatına kasdetmeye kalkıştılar. Ama rahmet düzeninin kurulmasına ve zalimlerin diyet ödemesine engel olamadılar. Bu alemden göçüp giderken, ‘Size iki emanet bırakıyorum. Bunlara tabi olursanız bir daha sapıtmazsınız. Onlar, Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim ve benim sünnetimdir’ buyurarak aslında rahmet sisteminin bakiliğine işaret buyurdu. Bugün onbeş asır sonrası dünyasında yaşayan bizler, yine rahmet peygamberinin getirdiği esaslara muhtaç durumdayız. Güç ve kuvveti elinde bulunduran ve rahmet medeniyetinden esinlenmeyen devletler, adına cahiliye dönemi denen ve Hz. Peygamber’in doğduğu ortamı anımsatan uygulamaları ile insanlığın bir kısmını zulümleri altında inletmeyi sürdürüyorlar. Her ne kadar sözde kölelik kaldırılmış ve insan hakları savunucuları meydanları dolduruyor olsalar da insanlık mesut ve mutlu değildir. Çünkü dünyayı bin aile sömürürken, milyarlarca nüfus açlık ve fakirliğin pençesinde inim inim inliyor. İnsanlar ot gibi biçiliyor, mal, can, ırz, namus ve din gibi mukaddes değerler yok sayılıyor. Tabi bu zulüm ve haksızlıklardan da en çok İslam dünyası payını alıyor. Nasıl ki, bin beşyüz sene önce insanlık rahmet peygamberi Hz.Muhammed Mustafa ile yeniden hayat buldu ise, bugünün insanı da onun getirdiği kitap ve onun sünneti ile yeniden hayat bulacak, yeniden insanlık şahsiyetine kavuşacaktır. Yeter ki, onun getirdiği emanetlere önce biz Müslümanlar, sonra da insanlık sahip çıksın. Bu duygu ve düşüncelerle bütün İslam dünyasının Mevlid Kandili’ni tebrik ediyor, insanlığa, hayır, bereket, barış ve esenlikler gertirmesini Cenab-ı Hak’tan diliyorum. Mevlid Kandili münasebetiyle yapılacak bütün ‘Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (sas) Programları’na da kardeşlerimizin ehemmiyet vererek yaygınlaştırmalarını, daha çok insanımıza Peygamberimiz Hz.Muhammed(sas)’i tanıtmalarını ve sevdirmelerini rica ediyorum.” Yavuz Çelik Karahan IGMG Genel Başkanı
|
|
|
Hutbe - Müslüman Çevresine Güven Verendir |
|
|
|
|
Haberler -
Hutbeler
|
“Güvenilir olmayanın imanı yoktur, tıpkı abdesti olmayanın namazı olmadığı gibi“ (Tabarani) Muhterem Müminler! İman, güvenmek ve güven vermek demektir. Emniyet bile imandan türer. Gercek iman sahibi mü’minlerin oluşturduğu cemaat ve cemiyetlerde güven ve güvenlik krizi yoktur. Mü’minin bu pazardaki en büyük ve en pahalı ürünü güvendir. Peygamberimiz, "Gerçek mü’min insanların malları, canları ve namusları uğrunda kendisine güven duyduğu insandır" buyurmuştur. Yine Efendimiz "Siz bana altı şeyi garanti edin, ben de size cenneti garanti edeyim" buyurmuş ve şunları saymıştır: 1- Namazlarınızda doğru ve dürüst olunuz 2- Zekatlarnızı tam hesaplayınız 3- Cemiyet ve cemaate güven veriniz 4- İffet ve namusunuzu ciğnetmeyiniz ve ciğnemeyiniz 5- Midenize haram lokma sokmayınız 6- Elinize ve dilinize sahip çıkınız.“ (Heysemi, Tabarani) Bir başka sözünde Peygamber Efendimiz, "Güvenilir olmayanın imanı yoktur, tıpkı abdesti olmayanın namazı olmadığı gibi" (Tabarani) buyurarak adeta güvenilir olmayı, imanın abdesti ilan etmiştir. Nasıl ki abdesti olmayanın namazı olmazsa, güven veremeyenin de imanı olmaz. Hayatı boşa gider. Aziz Kardeşlerim! Hz. Musa (as), başından katillik geçip Mısır’dan Filistin‘e hicret ettiğinde çok mağdur oldu ve çok aç kaldı. Şuayb (as)‘ın kızlarına denk geldi ve su mafyasına karşı onlara yardım etti. Şuayb (as), genç Musa'yı kızlarına çağırttı. Kızlarından biri babasına dedi ki: "Babacığım onu lütfen işimize kirala, zira kiralayacağın en hayırlı kişi en kuvvetli ve en güvenilir olandır." (Kasas Suresi, [28:26])Şuayb (as), güvenilir ve kuvvetli olduğunu nereden bildiniz? diye sorduğunda kızları: "Çünkü o, yedi kişinin ancak kaldırabildiği kuyu kapağını tek başına kaldırdı, eve gelirken biz kılavuz olmak icin öndeydik, bize, siz arkaya geçin. Olur ki bilmeden bir yeriniz açılır da gözüm ilişir" dedi. Gerçekten daha sonra bir peygambere eş olacak bu derin firasetli kadın her devirde para eden, sahibini yokluk ve yalnızlıktan kurtaran güven gibi bir değere en büyük pirimi vermiştir. Muhterem Müslümanlar! Peygamberimizin lakabı "El-Emin"idi. Ona bu lakabı onun can düşmanı müşrikler vermişlerdi. Bu, müşriklerin bir mü’min hakkındaki şehadetleri idi. Hicret anında kendisini Mekke‘den süren müşrik çetenin dahi emanetlerine hiyanet etmemesi, adalet ve emanetin lokal değil, global degerler bütünü olduğunu ilan ediyordu. Medine‘de günün birinde annesi, oğlu Abdullah b. Büsr ile Resulullah‘a bir salkım üzüm gönderdi. O da bu üzümden biraz yedi. Peygamberimiz kulağından azıcık tuttu ve "vay hilekar" dedi. Hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki, peygamberimiz yemez yedirirdi. Abdullah hepsini yese dahi kızmazdı. Ama bu bir terbiye ve talim idi. Bu bir tavır, tesbit ve güven telkiniydi. Aziz Kardeşlerim! Gerçek dostluk, güven duygusu ve arkadaşlıklar yılların geçmesiyle, insanların birbirini tanıması ve tartmasıyla kurulur. Güven sarsılınca bütün ilişkiler yıkılır, yere düşen cam gibi param parça olur. Çünkü güven insan parçalarını birbirine bağlayan tutkaldır. Tarihi geçmiş tutkallar yenilenmeli, yani güvenler tez tez tazelenmelidir. Çünkü eşler arasında, çocuklarla ebeveyn arasında, işverenle calışanlar, yöneten ve yönetilenler arasında, devlet, fertler ve kurumlar arasında güven kalmadığı zaman hiçbir iş iyi gitmez. Bu durumda insan potansiyelini kullanamaz, yenilikleri deneyemez, ilişkiler mekanikleşir, hayat robotlaşır, maddi manevi kazanç yolları kapanır. Aynı çatı altında olmalarına rağmen birbirine güvenmeyen aile bireyleri düşünün, kimse içini ve işini ortaya koyamıyor. Böyle bir ailede sevgiden mahrum çocuklar, birbirini yiyip bitiren, utanca bogulmuş, kendi menfaati için birbirini istismar eden, kızgın, öfkeli, bunalmış ve yorulmuş eşler olur. Öyleyse degerli kardeşlerim! Gelin hep beraber çevremize güven verelim güven bulalım. "İnsanlar üçkâğıtçı oldu!" gibi boş sözleri bir tarafa bırakıp özlediğimiz güven yumağını biz örelim, ilk örnekleri biz olalım. İyi bilelim ki güvenilmek sevilmekten de iyidir. Hepinize güveniyor, hepinizi seviyor, sayıyor, Allah’ın selamı ile selamlıyor, Allah’a emanet ediyoruz. IGMG İrşad Başkanlığı |
|
|
|
Faaliyetlerden haberdar olmak için
|
|